Çiçekli Yayla Hacivanak Yaylası Trekking ( 16-17 Eylül 2024 )
Tarih 16 Eylül 2024 , her yıl üstüne koyarak yürüdüğüm rotalarımdan biri olan Kaçkarlar rotalarında bu yıl ki hedefim Çiçekli Yayla Başyayla Hacivanak Yaylası Yıldız gölü Karmik Yaylası geçişleri
Ekip yine Ömer Abi , Fatih ve ben, uzun zamandır beraberiz , ekip kafa olunca gezilerde keyifli oluyor.
Ayder’de Umut ve Fatih kardeşlerin misafiri olduğumuz gecenin sabahında Fatih’in bizi Çiçekli yaylaya arabayla bırakmasıyla başlıyor yürüyüşümüz.

Bir önceki yıl ekibi bu rotaya sokamamıştım , Tatos Gölleri yürüyüşü pert etmişti ekibi, buraya kadar zor gelmiştik.Şimdi kaldığımız yerden devam edecektik.
Ayder’in en kalabalık yaylalarından olan Çiçekli yayla aylardan eylül olduğu için boş sayılacak kadar sakindi.Malum okullar açılmış , öğrencileri olanlar şehir merkezlerine dönmüşlerdi.Yaylada sadece hayvanları olanlar kalmıştı.
Çiçekli yaylanın alt mahallesi olan Varoş’lardan yokuş yukarı yürümeye başlayarak Baş Yaylaya ulaştık.Yaylada sadece 2 tane yaşlı ihtiyar ve hayvanları kalmıştı , kısa bir ayaküstü sohbetten sonra yaylanın üst kısmında yer alan kamp kuracağımız göl kenarına doğru patikadan yükselmeye başladık.

Hızım diğerlerine göre yüksek olduğu için biraz önden gidiyor ve fırsat buldukça fotoğraflar çekiyordum.Hava aylardan Eylül olmasına ve sıcak olmasını beklediğimiz gibiydi ama her an dönebilecek kıvamdaydı.Yani bir anda bir yaz günü olabileceği gibi bir anda da kar yağabilirdi.
Yeşil çimenlik yavaş yavaş büyük kayaların olduğu şekle bürünmeye başlamıştı , kayaları aşarken arkadan sis vadiye basmış hızla bize doğru yükseliyordu.Umarım sis içinde kalmayız çünkü çökerse manzara adına hiçbirşey göremezdik.

Ağır ağır patikayı tırmandık yol bazen izi açılmış bir keçi yolu bazende izi belli olmayan çimenlikti.Hava ise oldukça değişkendi bir anda güneş akabinde sert bir sis.Kayaları aştıktan sonra geçite ulaşmıştık , yaylacıların geçite yakın bir yere yazılı yön tabelası koyması çok güzeldi.Çünkü bu yol çok kullanılan bir yol değildi ,izler görünmüyor ,babalar ise yeterli değildi.Doğada tamamen ıssız başımızaydık.

Geçiti açıp aşağı düzlüğe doğru inince kamp atacağımız gölün kurumuş ve etrafınında çamur deryası olduğu gördük , saat daha erken olduğu için burada değilde gidebildiğimiz son noktada kamp atmaya karar verdik.

Sıra uzaktan kolay görünen çanak şeklindeki yokuşu tırmanmaya gelmişti , dedim ya uzaktan eğim az görünüyor ama yokuşa sarınca öyle kolay olmadığı ortaya çıkıyor.Yokuşun tepe noktasına gelince ilginç bir balkon yapısına denk geldik tepe bir anda bıçakla kesilmiş gibi yarılmış aşağıya dik bir iniş bırakmıştı.

Ağır ama temkinli adımlar ile inişe geçtik, ağır sırt çantaları ile iniş her zaman tehlikeli olmuştur.Ayağınızın altından kayan bir taş size zor anlar günler yaşatacak sakatlıklara sebep olabilirdi.Yukarıdan nereden geldiği çok belli olmayan bir minik dereyi takip ederek dere içinden aşağıda görünen geniş düzlüğe inmeye çalıştık.

Tam düzlüğe indiğimizde hava bir anda patladı , o an çadırları nasıl kurduk kendimizi ıslanmaktan son anda nasıl kurtardık Allah bilir.
Ömer Abi ile ben ana kamp çadırında uyuyacaktık Fatih ise kendi küçük çadırına çekilmişti.Hava uzun bir süre esti gürledi yağmur kendini doluya bıraktı.Akşama doğru ise hava kararınca sakinleşti.Bizde o anları uyku tulumunda uyuyarak geçirdik.Fatih yürüyüş esnasında ateşlenmişti sessiz bir şekilde çadırında uyuyordu götürdüğümüz çorbayı bile içecek gücü yoktu , biz ise Ömer abi ile akşam yemeklerimizi yemiş sıcak tulumlar içinde radyomuzu dinliyorduk.
İlerleyen saatlerde radyoda bizim sabah geldiğimiz yolda gri renkli bir pikapın kaza yaptığı ve sürücüsünün öldüğü anons edildi , araba benim arabaya eşgalde bizi yaylaya bırakıp dönen Fatih’e çok benziyordu.Bir an bir korku sardı içimizi ya kaza yapan arkadaşımız Fatih ise . Kamp kurduğumuzu alanda telefon çekmiyordu , telsizlere sarıldık ama ondan da cevap gelmeyince sabah ola hayırola dedik.
Gecenin geç saatlerinde silah ve köpek sesleri ile uyandık , ortalık seslerden yıkılıyordu muhtemelen yakınlarda bir sürüyü kurt yada ayı basmış çobanlarda onların peşine düşmüştü.Bizim için tehlikeli olan çobanların silahları idi.Gecenin karanlığında kör kurşunlar bize de gelebilirdi.Tedbiri ışıklarımızı yakarak ve yanımızda kovucu olarak getirdiğimiz torpilleri patlatarak aldık amaç onları çadırımızın etrafından uzak tutmaktı.
Sabahın ilk ışıkları ile uyanında güzel bir süpriz bizi bekliyordu , çıkacağımız geçitlere kar yağmıştı.Tepeler beyaza bürünmüştü ve oldukça yoğun bir sis vardı.Geçitlerde görüş sıfıra yakın olacak demekti.

Fatih’de uyanmış kendine gelmiş ama çokda tırmanacak güçte değildi , kahvaltı sonrası kısa bir durum değerlendirmesi yapıp hava durumununda ağırlaşması nedeniyle yukarı değilde aşağı istikamette ki Elevit Yaylasına inme kararı aldık . Her zaman biz kazanamazdık bazen de şartların kazanmasına izin vermeliydik .Çünkü şartlar aleyhimize işliyordu.

Elevit yaylası günübirlik turların geldiği son duraktı uzun zaman kolay köy yolundan Elevit yaylasına indik burada geceyi geçirmek üzere Kartal Pansiyona geçtik.Tipik köyevi herşeyiyle.Akşam közde patates , sabah köy kahvaltısı ile huzurlu bir mekan.Gece gıcırtılı köy bazaları , yün yorganlar bolca köy sohbetleri.Sohbetlerin en güzel tarafı ise yayla yollarını ve geçitleri orada yaşayanlardan öğrenmek.Ha bu arada kaza yapan bizim arkadaş değildi çok şükür.







































