Mestia Svaneti – Gürcistan ( 15-21 Eylül 2025 )
Kafkas dağlarının eteğinde yer alan yayla yerleşimlerinden biri Mestia
Gürcistan’ın Samegrelo-Zemo Svaneti bölgesinde yer alan yaklaşık 10.000 nüfuslu belediyelerden bir tanesi. Yazın dağ ve trekking turları ile kışında kayak sporu ile popüler olan ama son yıllarda buzulları ve savaş kuleleri ile medyatik olan güzel bir turizm cenneti.
Kafkas dağlarının güney yamacında yer aldığı için Rusya ile dağ komşusu , pek çok dağ silsilesinin yarısı Gürcistan diğer yarısı ise Rusya’ya ait. Vadilerin çok derinlerinde sınır karakolları ile karşılaşmak mümkün.

Hopa Sarp Sınır Kapısı ile başlıyor maceramız ;
Kendi aracımız ile geçiş yaptığımız için araç sahibi tek başına geçebiliyor gümrükten , yanındaki misafirleri ise yaya kapısından geçiş yapabiliyor. İlk önce Türk Gümrük kapılarına uğruyorsunuz. İlk kapıda aracınızı kontrol ediyorlar burada sizden Araç ruhsatı , ehliyet soruluyor. Kısa bir muayeneden sonra ikinci kapıya yönlendiriyorlar sizi buradada pasaport ve araç çıkış işlemleri yapılıyor. Tır kuyruğuna girmenize gerek yok , binek araç sırası hemen bir yandaki geçişte.
Türk tarafını geçtikten sonra sizi Gürcü tarafında gümrük memurları boş bir alana alıp aracınızın kapılarını , bagajlarını açtırıp sizin elinizle kontrolden geçiriyorlar. Çoğu Gürcü Gümrük polisi Türkçe bildiği için burada rahat konuşup derdinizi anlatabiliyorsunuz.
Gürcü Gümrük kontrolünden geçtikten sonra sıra son kapı olan pasaport ve araç ruhsat bölümüne geliyor , burada evraklarınızı alıp aracınızı sıraya sokup gerekli çıkış ve mühür işlemlerinizi yaptırdıktan sonra Gürcistan’a giriş yapabiliyorsunuz. Yaya kısmından geçen ekip üyeleri ile burada buluşup yola devam ediyoruz.

Gürcistan’a geçiş yaptıktan sonra kalış sürenize göre aracınıza trafik sigortası yaptırmak zorundasınız. İster 10 , ister 15 günlük ortalama 25-35 Lari civarında. Bunu hemen kapıdan çıkışta yanınıza gelen ayakçılarada yaptırabileceğiniz gibi ama pahalı yapıyorlar biraz daha ileride yer alan benzinliklerdeki firmalara da yaptırabilirsiniz. Ama ihmal etmeyin cezası büyük.
Gürcistan trafik polisleri ve kameraları devamlı takipte , trafik kurallarına çok dikkat edin , hata yapmanızı bekliyorlar. Trafik polisleri her an her yerden çıkabiliyorlar. Özellikle hız sınırlarına özen gösterin ve yol çizgilerine önem verin. Emin olun hatalı bir sollamada hemen arkanızda belireceklerdir.
Gürcistan parası Lari’dir. Ülkede halk içinde başka para kullanılmaz yani elinize dolar yada avro alıp dolaşmayın. İster sınır kapılarında ki döviz bürolarında ister şehir merkezinde ki bürolarda paranızın bir kısmını Lari’ye çevirin. Döviz büroları arasında ciddi fiyat farklılıkları olabiliyor , uyanık olun.
Gürcistan’da telefon hattı almak isteyebilirsiniz bunun için bir haftalık sadece internet hizmeti veren hatları satın alıp kullanabilirsiniz. Fiziki kart olarak veriyorlar bir haftalık sınırsız internet hattı 25 Lari civarında. Gürcistan’da da enflasyon olduğu için fiyatlar değişkenlik gösterebiliyor.
Yakıt ise mazot 3 Lari civarlarında Türkiye’den biraz daha uygun bazı istasyonlar 2,75 kadar düşebiliyor. Kalitesi şüpheli ucuza alacağım diye Euro 5 özellikli araçlarınızın motorlarına zarar vermeyin.
Sınırdan sonra ilk şehir otelleri ve kumarhaneleri ile ünlü Batum. Çoğu yerde Türk insanına rastlayabilirsiniz. Ya kumar oynamaya yada ucuz içki almaya gelmiştir. Son yıllarda kanun kaçaklarının sık kaçtığı bir şehir Batum. Mafya vari hesaplaşmalar konuşulur oldu sokaklarında.

Konu Gürcistan olunca yöresel pidesi Haçapuri onlarında yazdığı şekilde Khachapuri yemeden olmaz. Gürcistan’da dükkanların açılış saatleri 9.30-10.00 gibi , çok erkenden gitmeyin açık olsalar bile hizmet alamazsınız. Haçapuri yapan yerler çok sayıda var sokak lezzeti olarak da bulmanız mümkün. Özellikle 5 peynirli olanı tavsiye ederim.
İnsanları genelde asık suratlıdır. Gülen birini görmek çok mümkün değil , hizmet konusunda oldukça yavaşlar , acele etmeyin ettirmeyin , ters tepki verirler. Karakterleri böyle , kapanış saatleri geldiğinde önünüze adisyonu koyup kapı dışarı ederler o yüzden mesai saatlerine dikkat edin derim.
Batum’da lezzetli bir Haçapuri ziyafetinden sonra yaklaşık 300 km sürecek Batum – Mestia yolculuğumuza başlıyoruz. Gürcistan’da trafik sağdan yani bizde ki gibi. Her nekadar kurallar çok sıkıda olsa trafik tam bir keşmekeş. Yol ortasında aniden duranlar , sinyalsiz yola atlayanlar , kuralsız park edenler ne isterseniz var. Yol ortasında yola yatmış inekleri görürseniz şaşmayın. Hindistan gibi sanki kutsallar kimse bir deeeehhh bile demiyor onlara ve ülkenin et kaynağı domuzlar onlar biraz daha akıllı yol kenarlarında beslenirken bol bol görüyorsunuz ama asla yol üstünde gezmiyorlar. Kenardan tintin ilerliyorlar.
Yol işaretleri yok denecek kadar az . Özellikle uyarı işaretleri , yol üstünde bir çalışma , kaza olayı , kapalı yol yada tehlike arzeden bir bölge için uyarı levhaları olmayabilir. Yani bir virajı süratle alırken önünüze bir yol iş makinası çıkarsa şaşırmayın yada 2 şeritli bir yol aniden tek şerite düşerse.

Burası Avrupa’nın araba çöplüğü olduğu için arabalara çok masraf etmiyorlar onlar için kaza olayı çok önemli değil. Ama asıl dikkat etmeniz gereken kötü niyetli şöförler , sizin plakanızın yabancı olduğunu gören bazı uyanıklar sırf siz onlara çarpıp kaza yapın diye aniden önünüze kırıp size arkadan çarptırabiliyorlar. Amaç polis korkusuda vererek oluşan hasar için sizden fazlasıyla para koparmak. Bizdede benzer durum yaşanmadı değil solladığımız bir araç bir anda hırsla önümüze kırıp sert bir frenle önümüzde durmaya kalktı. Öncesinde tahmin ettiğimiz için bizde mesafemizi ona göre tayin edip çarpmadan durabildik.
Gürcistan yolları genelde tek şerit , yol çizgileri bu anlamda önemli yol boş diye sollamaya çıkanların akibeti hep trafik polisi sonlu
Batum’dan sonra Karadeniz’e paralel güzergahtan önce Kobuleti sonra Poti istikametine doğru ilerledik. Burada çok güzel sahil ve plajlar mevcut. Bizim Karadeniz sahili gibi her yer plaj, kamp ve otel alanı. Poti’den sonra içeri sağa dönüp ülkenin iç kısımlarına doğru Zugdidi şehrine doğru ilerledik. Yolun bazı kısımları ağaç altında dalların arasında gidiyorsunuz oldukça keyif verici. Ortalama sürat 70 km civarında yavaşız ama manzaramız keyifli.
Zugdidi bölgenin büyük şehirlerinden bir tanesi zaten girince anlıyorsunuz. Kocaman bulvar yolları var. Asıl keyifli yol buradan sonra Enguri Baraj gölünü solunuza alıp bol virajlı ormanlık dağ yollarında yükselmeye başlıyorsunuz. Enguri barajının su havzası , seyir noktaları , su üstünde kesilmiş yüzlerce ağaç kütükleri ile güzel manzaralı bir çoğrafya.
İlk durağımız Delpak Şelalesi , yol üstünde hemen sağda yer alan küçük bir şelale , önünde haşlanmış mısır ve yöresel ürünler satan bir kadın daha çok ilgimizi çekiyor. Güzel bir mısır molasından sonra şelalenin suyunda şifalandıktan sonra yola devam diyoruz.

Yolu bol virajlı ama asfaltı sağlam yorucu bir yol değil. Ama sezonda çok kalabalık olduğuna eminim. Vadilerin arasından yükselerek Mestia vadisine 1400 rakımlı yerleşime ulaşıyoruz.
Svan kuleleri ve Ushba Dağının iki zirvesi ile vadiye yayılmış oldukça güzel bir şehir. Dağlardan akıp gelen Mulkhara Nehrininde olduğu vadide nehir kenarında yerlermiş eski Gürcü halkı. Şehirde bir turizm havası hakim. Onlarca tur yüzlerce turist ortalıkta gezinip duruyor. Medeniyete çok uzak gibi dursa da bizim dağ ilçeleri gibi herşey var. Benzinlik , sinema , atari salonu , kafeler , belediye , hastane , süper marketler ve bolca Misafir evi yani küçük oteller.

Mulkhara nehri şehri ikiye bölmüş gibi , girişte sağ tarafta kalan bölümde teleferik , kayak merkezleri ve havaalanı , solda ki bölümde ise yüce dağları , trekking rotaları ve svan kuleleri.
Bu bölgeyi son yıllarda popüler yapan Svan yani savaş kuleleri , yerli halk tarafından düşmanlardan korunmak amaçlı ve sonrada depo olarak kullanılan taştan yapılan kuleler. Kendine özgü daralan bir mimarisi olan kuleler 8. Yüzyıldan 18.yüzyıla kadar inşa edilmiş. Ayakta kalabilenlerin çoğu yeniden yapılanlar , ama yıkılıp yok olanda çok

Mestia trekking rotaları ve Ushba dağı eteklerinde bulunan Chaaladi Buzulu ile meşhur. Ushba dağı 2 tane zirvesi olan biri 4710 mt diğeri 4690 mt Kafkas dağ silsilelerinden bir tanesi. Güney yüzü Gürcistan Kuzey yüzü Rusya’nın Kabardino Balkarya bölgesini oluşturuyor. Yani Rusya Gürcistan sınırı.
Mestia merkezden Mestiachala nehrini sağınıza alıp şehrin içlerine doğru ilerleyince sol tarafınızda kalan dağ yamacından Koruldi göllerine çıkan patikaları ve araç yolunu görürsünüz. Kampçıların ve trekkingcilerin gözbebeği.
Eğer Mestia merkezde konaklamayacaksanız en iyi kamp noktası Koruldi gölleri. Koruldi Gölleri Mestai’dan 13 km uzaklıkta Ushba dağının eteklerinde 2 tane gölden oluşan bir alan.
Arabaylada çıkılabildiği gibi ilçe merkezinden patika trekking yolları ile göllere ulaşmak mümkün. Ancak iyi bir tırmanış eforu gerektiriyor. Eğer ben yürümem derseniz sizi göllere ulaştıran 4×4 küçük minibüsler yada at safarilere binebilirsiniz. Ama araç yolu oldukça kötü bol virajlı ve derin kanal çukurlu. Aracınız 4×4 değil ise çıkmanızı tavsiye etmem.
Sezonda bolca turist yukarı çıktığı için araç yolu oldukça kalabalık oluyor , turlardan dolayı tek araçlık yolda bol bol uygun geçiş noktası aramak zorunda kalıyorsunuz. Toprak yol yazın bol tozlu kışında çamurdan dolayı kaygan zeminli. Usta bir şoför ve 4×4 araç kullanıcısı değilseniz tavsiye etmem , kışın asla.
Bizde 2 araç yola giriyoruz , yukarıdan gelen turlar yolu bildikleri için uygun geçiş noktalarında durup sizin geçmenizi bekliyorlar ama bireysel çıkanlar sizi yolda uğraştırıyor onlar yüzünden metrelerce geri geri gelmek zorunda kalabiliyorsunuz.
Ağaçlık alandan çıkıp 2000 mt rakımlı alanlara gelince çoğrafya bir anda yemyeşil çayırlara dönüyor. Bölgede isterseniz yamaç paraşütü yapabileceğiniz bir tesis mevcut. Çimenlik alanda yol biraz daha düzgün hale gelip genişleyince bizde iyice yukarılara doğru çıkmaya devam ettik. Ta ki son dik rampada araçlarımızın aşırı yüklü olduğu için makas kırma ihtimalinden dolayı yukarı zorlamama kararı alıp biraz daha aşağıda düz bir zeminde kamp kurma kararı aldık . Kısaca Koruldi göllerine ulaşamamıştık.

Kampımızı kurduktan sonra tarhana çorbası , köfte , pilav ve turşudan oluşan akşam yemeği ve çay keyfinde sonra çadırlarımıza çekildik. Gece 10 derece civarlarındaydı sıkıntısız ve keyifli bir gece oldu Ünye’den tek seferde 19 saatlik yolculuk sonrasında uykuyu hak etmiştik.
Sabahın ilk ışıkları ile sıcak ve güneşli bir güne merhaba dedik. Kampı inekler basmıştı , planımız Ben,Kemalcan ve Hüseyin ile Koruldi göllerine ve oradanda Koruldi sırtına tırmanış yapacak , Ömer Abi de kampta bekleyecekti.

Kahvaltı yapmadan saat 08.00 de yola koyulduk , ekip sportmen olduğu için hızlı bir tempo ile Koruldi göllerine ulaştık. Göl kenarında kamp kuran insanlar vardı. Onlarda yeni uyanmışlar güzel havanın keyfini çıkarıyorlardı. Göl kenarına arabasıyla çıkan insanlarda mevcuttu kısa bir bunlar nasıl çıkmış analizi yaptıktan sonra Ushba dağını en yakından gören seyir noktası olan Koruldi sırtına tırmanmaya başladık. Dağın eteklerinde bir noktaya kadar açılmış patika yol vardı ben eğiminden dolayı orayı tercih edip uzun yola girdim.Kemalcan ve Hüseyin ise kısa ama eğimi çok daha fazla olan trekking yolunu tercih etti.

Sanırım doğru olanı ben yapmıştım onlardan çok daha önce son patika noktasına kadar ulaştım. Son patika yaklaşık 100 metre civarındaydı ama bizim planımız öğlen saatlerinde kampa geri dönmüş olmaktı diğer planları aksatmamak için .Ben ve Hüseyin drone uçururken Kemalcan biraz daha tırmanmaya devam etti. Artık bize burada ayrılan zamanın sonuna gelmiştik istemesekte sırtın tamamına çıkamadan dönmek zorundaydık.

Geri dönüş yolu daha seri oldu , göl kenarında turların getirmiş olduğu onlarca insan vardı. Turların 4×4 araçları kısa şase ve hafif olduğu için bizim çıkamadığımız son rampayı çok daha kolay çıkabiliyorlardı ve turistleri göl kenarına kadar getirebiliyorlardı.
Kampa indiğimizde kahvaltımız Ömer Abi tarafından hazırlanmıştı. Çıkışta kaybettiğimiz kalorileri alma zamanıydı. Sıcak hava bol güneş bol oksijen eşliğinde yenilen sucuklu yumurtadan sonra kampı toplayıp inişe geçmeye başladık. Şimdi hedefimiz Chaaladi buzuluydu.

Chaaladi buzulu Ushba dağının eteklerine yağan karlardan oluşan milyonlarca yıllık bir buzul kütlesi. Her geçen yıl kütlesi biraz daha azalıyor küresel ısınmadan dolayı. İyice erimeden görelim dedik.
Ama öncesinde hazır şehre inmişken biraz Mestia turu yaptık. Svan kulelerini biraz daha yakından gördük. Aslında pek çoğu yıkılmış bazıları ise yeni yapılan evlerin bahçelerinde depo alanı olarak kalmış. Şehirde gezerken bizim gibi bölgeye gezmeye gelmiş onlarca turist görüyorsunuz ve bolca 4×4 araç. Tabi ki buranında Haçapuri’ni yemeden olmaz ve de bol mineralli sularını içmeden. Hedefimiz doğal güzellikler olduğu için fazla vakit kaybetmeden yeni kamp alanımızı bulmak için nehir boyu sürmeye devam ettik.
Yeni kamp alanı için Mestiachala nehrinin kenarında ormanlık bir alandan içeri girdik ağaçlık bir bölgede güzel bir kamp alanı bulup bu gece ki kampımız için hazırlıklara başladık. Ömer abinin lezzetli akşam yemeğinden sonra sabah erken kalmak üzere çadırlarımıza çekildik.

Sabah geceden yağan çisenin soğuğu ile uyanıp hemen kahvaltıya geçtik. Allah’tan ana kamp çadırımızı almıştık ev konforunda herşey içinde rahat rahat oluyordu.
Kahvaltı bitip kampı topladıktan sonra 4 km uzaklıkta ki Chaaladi buzulunun patika başlangıcına geçtik. Burası şehre su sağlayan su şebeke hattının da başıydı ince yarı bozuk tahta bir köprü ile karşıya geçiliyordu ama garantiyi sevenler biraz daha aşağıda yer alan beton köprüden de geçebilirdi.

Patikanın başında çeşme akan su bulunuyor buradan mataralarınızı doldurabilirsiniz. Patika orman içi başlayıp daha sonra buzuldan akan sulardan oluşan nehire paralel 1600 rakımdan 1900 rakıma çıkan bir yükseltiye sahip. Yol boyu işaretler mevcut. Ama boğazlı bot şart ve istenirse baton kullanılabilir.
Buzulun alt ucuna kadar giderseniz burada suyun çıktığı bir mağara görürsünüz , kafanıza taş düşme , eriyen kısmın çökme risklerini göz ardı edip mağara içine girerseniz hayatınızın en güzel turkuaz rengini görebilirsiniz. Ama ölüm tehlikesi de beraberinde. Tepenize çöken binlerce tonluk buz kütlesinden kimse sizi kurtarmak için uğraşmayacaktır.

Buzulun her geçen yıl uzunluğu ve genişliği daralmakta , merak edenler için eski fotoğrafları ile mukayese edince patika başlangıcına kadar buzul olduğu görülebilir. Alt ucu uzaktan bakınca kahverenginden dolayı toprak gibi görünsede toprağın altında binlerce tonluk buzul yaklaşınca görülmekte. Üstünde ki toprak ise karların erimesi ile dağlardan akan toprak kütlesi yani aslında dağların erezyonu.

Buzula gidiş geliş yaklaşık 5 km. Zorlu bir parkur değil dönüşte patikanın başlangıç noktasında bir kafe mevcut. Burada soluklanıp sıcak yada soğuk birşeyler içebilirsiniz.
Bizde öyle yaptık kafe molasından sonra akan çeşmeden sularımızı doldurup Unesco koruma sına giren Ushguli köyüne doğru yola çıktık.
Ushguli Mestia’ya 48 km uzaklıkta tamamen doğal olarak kalmış , yaz kış yaşam olan yaklaşık nufüsü 200 olan ve kışın 6 ay karlar altında kalan bir köy.Bu zorluklardan dolayı yaşam hala eskisi gibi. Avrupa’nın en yüksek yerleşimlerinden biri rakım yaklaşık 2000 mt ve üstü.
48 km yol biraz tırmanma ve biraz iniş ama zemin beton asfalt yaklaşık 1.5 saatte Ushguli’ye varabiliyorsunuz. Çoğu yerlerde bahsedildiği gibi kötü bir yolu asla yok.
Yol üstünde ne amaçla yapıldığı pek bilinmemekle birlikte ilgi çekmek amaçlı Aşk Kulesi denilen bir taş kule turistlerin uğrak noktası. Bizim açıkçası çok ilgimizi çekmedi girişi ücretli.

Yol üzerinde bazı noktalarda yol çalışması var ama seyahati engellemiyor. Ushguli’ye gelinceye kadar birçok köy geçiyorsunuz hepsi birbirinden güzel ve doğal.
Ushguli’ye geldiğinizde elektrik tellerini görmezden gelirseniz kasabanın en güzel halini görebilirsiniz. Mistik bir ortaçağ havası mevcut. En tepede ayakta duran bir şapeli mevcut ve yine turlar ve yine turistler.

Bizim kamp noktamız merkezden uzakta Shkhara buzulu yolu üstünde güzel bir çimenlik. Burada hava kararmadan kampı kurup bir drone görüntüsü alıp aç bir köpeği besleme hatası yaptık. Gece erkenden çadırlarımıza çekilince köpek havlamasından sayının onun üzerine çıktığını anladık. Yemek verdiğimizi duyan köpek koşmuş gelmişti ve sabaha kadar çadıra gireninden hiç susmadan havlayanına kadar geceyi bize zehir ettiler diyebilirim.
Sabah herkes gözleri şiş ve baş ağrısı ile uyandı bölgenin sahipleri gece bizi korumak adına uçana kaçana havlamışlardı. Neyseki güzel bir kahvaltı bizi kendimize getirdi. Kampı toplayıp 5,5 km uzaklıktaki Shkhara buzulu görmek üzere yola çıktık.

Enguri Nehri kenarından uzanan araç yolu ile hafif hafif yükselerek buzul patikasına vardık. Burayada atlarla yada merkezden kiralık araçlar ile gelebiliyorsunuz. İyi bir yürüyücü iseniz tamamını da yürüyerek gelebilirsiniz.
Adını Gürcistan’ın en yüksek dağı olan 5193 mt Şkhara dağından alan buzul Kafkasların en büyük buzullarından biri. Uzunluğu 12 km’den fazla kar kalınlığı ise 50-150 mt civarında.2200 mt rakımdan 2600 mt rakıma çıkan gidiş geliş 5,5km’ lik bir patikası mevcut.

Kolay bir patika boğazlı bot şart ama baton çok gerekli değil. Akşam ki kamp arkadaşlarımız burada bize rehberlik ediyor. Köpeklerin hepsi gelen turistlere ve verdikleri yiyeceklere alışmış peşinizi bırakmıyorlar.
Yaklaşık 1 saatlik bir yürüyüş sonrasında buzulun kuyruğuna geliyorsunuz. Yine burada yüksek bir balkon ve altından akan erimiş buz suları. Balkonun tepesinden düşen taşlar çok tehkileli ve riskli. Buzulun çok dibine kadar gitmek tehlike arz ediyor.
Buzul gezisinden sonra dönüş yolunda nehrin karşısında bir kafe mevcut , dilerseniz dinlenmek için küçük bir mola verebilirsiniz.
Ushguli merkeze inip buranın yöresel lezzetlerinden tadabilir ve svan kulelerini daha yakından görebilirsiniz. Ama Güleryüz hizmet beklemeyin çoğrafya kaderdir sözü gereği sert yapıda insanlar genel davranışları sert size özel değil yani.

Ushguli’den dağ yollarından Kutaysi’ye inmeye karar verdik. Zagari geçitinden geçtikten sonra beton yol üzerinden yaklaşık 150 km sonra Tskaltubo bölgesine geldik. Yol boyu onlarca köy ve yerleşim geçtik vadilerden çıkarak buzullardan gelen suların oluşturduğu yüksek debili ırmaklar eşliğinde Gürcistan’ın dağlık bölgelerinden düz ova bölgelerine indik.
Her geçtiğimiz köy bizi temizlikleri ile büyüledi. Ne doğada nede yerleşim yerlerinde tek bir çöp tanesi bile görmedik.
Tskalbuto bölgesi eski dönemlerde doğal su kaynakları ile meşhur bir oteller bölgesi. Çıkan doğal suyun yaşam suyu ölümsüzlük suyu olduğuna inanılıyormuş. Burada ki oteller dönemin en lüks en güzel binaları ama özellikle 1990’lardan sonra yüksek maliyetleri sebebi ile çoğu terk edilmiş. Hepsi korku filmlerinden çıkmış gibi.

Sanatoryum adı verilen bu oteller şimdi turistlerin gözdelerinden ama virane halleri.
Tskalbuto bölgesinde Tskaltubo Plaza otelinde konaklıyoruz. Hava durumları bölgede çok ciddi bir yağış ve sel uyarısı verdiği için geceyi otelde geçirme kararı aldık.3 gün sonra sıcak bir duş herkese iyi gelecekti.
Sabah otelin sığ kahvaltısından sonra kendimizi dışarı atıp bölgenin doğal güzelliklerini gezmeye başladık.
İlk durağımız Sanatoryum Medea ; yani eski otel kalıntısı. Zamanında büyük emek ve paralar harcanarak yapılan otel hala ihtişamını koruyor. Girişinde bir güvenlik görevlisi mevcut gezmek ücretsiz. Uygun ışık yakalarsanız sinema dekoru gibi sahneler çekebilirsiniz. Bölgede bunun gibi birçok terk edilmiş Sanatoryum mevcut.

Buradan sonraki durağımız Prometheus Mağarası , bizim dikilitaş mağaraları gibi yer altı sularının oluşturduğu sarkıt ve dikitlerden oluşan bir mağara. Ama oldukça büyük ve geniş 11 km’lik bir uzunluğa sahip ve 1,5 km’lik kısmı açık ziyaretçilere. Adı mitolojik bir kahraman olan Prometheus’dan alınma. Buraya yakın bir dağa zincirlendiği için .
En son noktasında botlarla yapılan bir nehir turu da mevcut ama bizim gittiğimizde aşırı yağan yağmurlardan dolayı bot gezisi iptal edilmişti.

Tur bittikten sonra sizi giriş alanına otobüs ile geri getiriyorlar. Haritadan bakınca bayağı uzak bir noktadan çıktığınız görülüyor.
Bugünkü son durağımız Okatse Kanyonu . İmereti bölgesinde yer alan Okatse nehrinin oluşturduğu 2 km ‘lik yer yer yüksekliği 100 mt olan bir kanyon. İçinde şelalesi ve gölü mevcut.
Zeda Gordi köyünde Ziyaretçi merkezine arabanızı park edip giriş biletiniz alıp orman için 2,5 km yol yürüyerek kanyonun yürüyüş parkuruna ulaşabilirsiniz. Yada girişte yer alan köylülerin kiraladığı araç ile yürüyüş parkuruna direk araba ile de gidebilirsiniz. Diğer bir seçenek kendi arabanız ilede parkur başına yolu bulabilirseniz gidebilirsiniz.

Biz orman içinden yürümeyi tercih ettik hafif yağan yağmur eşliğinde 2,5 km orman yolundan zemini beton , parkurun başına geldik. Burada aldığımız biletleri ikinci bir kontrol noktasına gösterdikten sonra metal merdivenlerden oluşan parkura giriş yaptık.
Altınızda metrelerce boşluk hava asılı kalıyormuş izlenimi yaşayarak kanyonu yürümeye başladık. Kimi yerlerde yükseklik ürkütücü en son seyir terasına geliyorsunuz burada kanyonu net görebiliyorsunuz. Dönüş farklı bir yerden o yüzden yol boyu bol bol fotoğraf çekmeyi unutmayın geri dönme şansınız yok.

Okatse Kanyonundan sonra hava iyice ağırlaştı ve sonunda göz gözü görmeyen bir sağanak başladı. Bu durumda kamp kurmak eziyetten başka bir şey olmazdı. Soluğu tekrar kaldığımız otelde aldık geceyi mecbur yine otelde geçirmek zorundaydık. Akşam yemeği için otelin karşısında ki kafe gecenin son durağı oldu. Yemeklerimizi yedikten sonra günü yorgunluğunu atmak için odalarımıza çekildik.
Gürcistan’da neyi şikayet etsek desek sanırım sabah kahvaltısı olurdu ,bize göre günün en önemli öğünüydü ama otel bu konuda zayıftı.
Otelden ayrılışımızı yaptıktan sonra Bagrati Katedralini gezmek için Kutaysi merkeze indik , biraz kültür turundan sonra şehri arabayla turlayarak Borjomi’ye doğru yola koyulduk. Planımız kalan günleri de Borjomi’de dağlarda kamp kurarak geçirmek idi ancak hava durumu buna pek uygun değildi.

Otoban üzerinden Borjomi’ye inip ufak tefek alışveriş sonrası Türkgözü Sınır kapısından çıkmak için sınıra yöneldik. Yaklaşık 70 km sonra sınıra geldik.
Çok kullanılmayan bir sınır kapısı olduğu için fazla bir araç kuyruğu yoktu. İlk önce Gürcü Gümrük Memuru bizi didik didik aradı hatta birazda sert yaptı sonrasında pasaport işlemleri ve Türk tarafına geçiş , Allah’tan bizim taraf daha ılıman idi , keyifli bir kontrol cevaplanan sorular ve son mühür pasaportta vurulunca sağsalim Türkiye’ye girmiş olduk.
Gürcistan’da olduğumuz son iki gün hava çok kötüydü özellikle Rize ve Artvin bölgelerine aşırı yağan yağmur sellere ve heyelanlara sebep olmuştu. Kamp attığımız dağlara ise yılın ilk karları düşmüştü. Bazen vazgeçmek en doğrusu diye düşündük , tadında bırakmak en güzeliydi.
Posof , Ardanuç , Artvin ,Hopa üzerinden 600 km’lik yol ile bir haftalık Gürcistan maceramızı tamamlamış olduk.
Geziden akılda kalanlar ; Ürkütücü ama cazibeli Kafkas Dağları , 5 peynirli haçapuri ,temiz kirletilmemiş bir doğa ve sert bakışlı bir halk

































































































































































































































