81 AY 81 İL Fotoğraf

ANTAKYA

2 yıl önce | okunma

Hatay merkez adıyla Antakya , ülkemizin en güney ucunda ki  31 plaka kodlu büyükşehrimiz.

Hatay coğrafik konumu ile ülkemizin önemli illerinden bir tanesi.Ulu önderimiz Atatürk’ün de Hatay’ı ülkemize katmak için gösterdiği gayrette bundan.

Hatay yöresi Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir.Tarihinin MÖ 100.000 yıllarına dayandığı söylenmektedir.Önemli bir göç yolu üzerinde olması , Akdeniz’e açılan uygun limanlarının bulunması onu stratejik açıdan önemli kılmaktadır.

Şehre daha ilk girişte gelişmişliğin havasını seziyorsunuz.Şehir hareketli, trafik yoğun insanlar cıvıl cıvıl.

Hatay’da gezilecek yerlerin başında Hatay Arkeoloji Müzesi geliyor,Müzede antik döneme ait birçok eser bulunmakta .Özellikle Antakya Lahidi kesinlikle görmeye değer.İnsanoğlunun bir mermer bloğu işlemesinin en güzel örneği diyebiliriz.Hayretler içinde kalmamak mümkün değil.

Müze olarak gezilecek yerlerden bir tanesi de Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi; Ülkemizde yetişen endemik bitkilerin %10 kadarı Hatay’da yetişmekte, bu bitkilere ait örneklerin sergilendiği ev eski bir Antakya Evi.Küçük ama sevimli bir müze.

Hatay 3 semevi dinin buluşma noktası, şehirde halen aktif kilise, havra ve camiler  bulunmakta.

Ulu Cami ; 16.yüzyılda Selçuklu mimarisi ile yapılmıştır.Antakya’nın en eski ve en büyük camisidir.

Habib­i Neccar Cami ;
Hz. İsa Antakya’ya elçiler göndermiş halkı gerçek dinine çağırmıştır. Ancak halk bu çağrıya tepki göstererek elçileri öldürmek istemişlerdir. Bunu duyan Habib-ün Neccar dağdaki marangoz atölyesini bırakarak şehre gelmiş ve Antakya halkına elçilere uymalarını öğütlemiştir. Halk onu dinlememiş ölümle tehdit etmiştir. Bu tehditlere kulak asmayan Habib-ün Neccar elçilere “Yanlarında olduğunu ve Allah’a inandığını” söylemiştir. Bu sözler üzerine galeyana gelen halk hem Habib-ün Neccar’ ı hem de elçileri şehit etmişlerdir.

İlk defa Baybars zamanında eski bir tapınağın yerine yaptırılmış olup 17.yüzyılda yeniden yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Altında 3 gömüt vardır.
Antakya da yaşamış bir din büyüğüdür. Marangozlukla uğraştığı için kendisine En-Neccar denilmiştir.

Anadolu’nun ilk camisidir.

St. Pierre Kilisesi

 

Antakya–Reyhanlı yolu üzerinde kente 2 km uzaklıkta Habib-i Neccar Dağı yakınındadır. Doğal bir mağara olup, eklemelerle kiliseye dönüştürülmüştür. İsa’nın 12 havarisinden biri olan St.Pierre; Antakya‘ ya M.S. 29-40 tarihleri arasında gelmiş ve Hıristiyanlığı yaymaya çalışmıştır. İlk dini toplantının yapıldığı bu kilisede cemaat ilk kez Hıristiyan adını almış. Bu yüzden St. Pierre Kilisesi Hıristiyanlığın ilk kilisesi olarak bilinir.

 

Bu mağara M.S.XII-XIII. yüzyıllarda Haçlılar tarafından ön cephesine yapılan ilave inşaat ile gotik tarzda bir kilise şekline çevrilmiş Mağaranın tabanında tahrip olmuş bir şekilde M.S.4 ve 5. yüzyıllara ait mozaik kalıntısı vardır. Ayrıca bir altar, niş içinde mermer küçük St. Pierre’nin heykeli, kutsal sayılan su, saldırı esnasında cemaatin gizlice kaçmasına yarayan tünel bulunmaktadır.

1983 yılında Papa VI.Paul  tarafından Hıristiyanlar için Haç yeri ilan edilmiştir.

Her yıl 29 Haziran da Katolik Kilisesince burada bir ayin düzenlenmektedir.

 

Aziz Piyer ve Aziz Paul Kilisesi ;

Antakya’da Hürriyet Caddesi’nde bulunan Ortodoks Kilisenin yapımına 1860’lı yıllarda başlanmış, ancak 1872 depreminde büyük hasar görerek yıkılmıştır.
Üç Semavi Dininin birleştiği bir yer olarak bilinen Antakya’daki bu kilisenin yapımına XIX. yüzyılın sonlarında başlanmış ve 1900’de ibadete açılmıştır. Dikdörtgen plânlı bir kilise olup, sağında çan kulesi bulunmaktadır. Avlusu revaklarla çevrilmiştir. Kilise günümüzde ibadete açıktır

 

Antakya Hıristiyan Rum Ortodoks Kilisesi

 

Antakya’nın Hıristiyan dini yönünden önemli olması bu bölgede kiliselerin yoğunlaşmasına neden olmuştur. Bunun sonucu olarak da Antakya Kilisesi 1833 yılında Mısır Bilad Al Şam hükümdarlığı zamanında Mohammed Ali oğlu İbrahim Paşa’nın izni ile ahşap, basit bir kilise olarak yapılmıştır. Sonraki yıllarda beyaz taştan yüksek bir alanda geniş bir avlu ortasında yapılmış, çevresine de müştemilat binaları eklenmiştir.

Kilisenin içerisine 70×70 cm2’lik iki sütun arasından girilmektedir. Bu sütunlardan bir tanesinin üzerine 2 m. yüksekliğinde 12 satırlık bir şiir, bu kiliseye maddi yardımda bulunan bir aile tarafından Mihail isimli oğullarının anısına yazılmıştır.
Doğu Ortodoks Kiliselerinin en güzel örneklerinden biri olan bu kilise deprem sonrası Rus mühendislerinin yardımları ile yeniden yapılmış ve Rus kiliselerinin üslubu burada da karşımıza çıkmıştır. Kilisenin içerisinde liturjik kilise eşyaları bulunmakta olup, bunların yanı sıra Bizans, Rus ve Suriye kökenli ikonalar da vardır. Ayrıca antik bir taştan yapılmış Taufe Curunu (Vaftiz Kuyusu)’dan akan sular kilise altındaki mezarlığa dökülmektedir.

Kilisenin kuzeyinde 1911 yılında Patrik IV. Gregorios zamanında yapılmış olan Ruhban okulu günümüzde kilisenin protokol salonu olarak kullanılmaktadır.

 

Vespasianus Titus Tüneli

Antik kentin kuzeybatısında dağın içine oyularak yapılmış 1380 m uzunlukta ve ortalama 6 m genişlikte tünel ve kanaldan oluşan kompleks yapıdır. Tünelin inşası, üzerindeki ithaf yazıtı nedeniyle M.S. 62-81 yılları arasında yaşamış olan Roma İmparatoru Vespasianus zamanında başlanmış ve ondan sonra imparator olan Titus döneminde MS. 2. yüzyıl ortalarına kadar sürmüştür.

Dilimize Titus Tüneli olarak yerleşmiş olan bu yapı, antik kentin batısından akan Değirmendere çayının sularının iç limana akmasıyla taşınan birikintinin limanı sığlaştırması,  limanı ani sel baskınlarından korunması, dere sularının denetimli olarak kullanılması ve kente su teminini gözeten çok yönlü tasarlanmış tünel kanal projesi 3 bölümlüdür.

Musa Ağaçı ; Samandağ bölgesine giderken Hıdırbey köyünde  Defne Yolu üstünde bir anıt ağaç.Hz.Hızır ile Hz.Musa birlikte bu noktaya geldiklerinde Hz.Musa elindeki asayı toprağa saplar ve su içer , bu asadan bu ağacın yeşerdiğine inanılır.

Gelelim Hatay’ın gecelerine ; oldukça hareketli ve eğlenceli bir şehir Hatay.Eğlence mekanları oldukça nezih ve kaliteli.

Hatay deyince akla gelen ilk tatlı künefe ve haytalı her ikisininde yeneceği adresler belli ve ödüller almış mekanlar.Haytalı Tatlısını Affan İnci Kıraathanesi’nde Künefe ise Çınaraltında Yusuf Usta’da yenir.

Eğer alışveriş meraklısı iseniz Uzun Çarşıyı görmeden gelmeyin.Labirent gibi

Hatay gidipte en uç bölgeye inmeden olmazdı.Bizde öyle yaptık güneye inebildiğimiz kadar indik ama askeri ve güvenlikli bölgeye geldiğimiz için daha fazla ilerleyemedik bizde soluğu şu an kapalı olan Yayladağı sınır kapısında aldık.Oradaki yetkilerden bilgilerimizi tazeledikten sonra tekrar Hatay merkeze dönüş yaptık.

2 güzel gün bize Hatay ve bölgesinin gezmek için yetmedi elbette.Diğer yerlerini görmek için daha fazla gün geçirmek gerekli.Kesinlikle değer, çünkü bölge hem turizm açısından hemde doğal güzellikler açısından oldukça keyifli.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir