81 AY 81 İL Tümü

BİLECİK

2 ay önce | okunma

Bilecik,Marmara Bölgesi’nin güneydoğusunda;Marmara,Karadeniz,İç Anadolu ve Ege bölgelerinin kesişim noktası üzerinde yer alan küçük bir Anadolu şehridir.


 

 

Bilecik antik çağlardan günümüze kadar tarihin her döneminden izler taşıyan eski bir yerleşim yeridir.Şehirdeki ilk yerleşim MÖ 3000 yılına kadar gitmektedir.İlkçağlarda Frig,Lidya ve Pers hakimiyeti altında olan yöre,Bithynia Krallığı’nın Roma İmparatorluğu’na katılması üzerine Romalıların idaresi altına girmiştir.Şehir,Selçuklu ve Osmanlı devletleri tarafından fethedilene kadar Bizans hakimiyetinde kalmıştır.

Bilecik,Osmanlı İmparatorluğu’nun doğduğu topraklar olma özelliği taşıdığından,büyük öneme sahiptir.Osmanlı tarih boyunca da gerek ipekçilik.dokumacılık,tarım ve madencilik gibi ekonomik yönleriyle,gerekse Bursa-Eskişehir güzergahındaki konaklama merkezi niteliğiyle önemli yerleşimlerden biri olmuştur.1800’lü yıllarda,sahip olduğu 200’ü aşkın cami ve mescit,8 medrese,13 kilise,200 kadar okul,rüştiye mektebi ve çeşitli imalathanelerle Anadolu’nun orta ölçekli kentlerinden biri konumuna gelmiştir.Milli MücadeleDöneminde de önemli bir rol oynayan Bilecik,bu zor yıllarda birkaç kez düşman işgaline uğramış ve bu işgallerden çok büyük zarar görmüştür.Milli Mücadeleye bütün varlığıyla katılan Bilecik’in nüfusu ve sosyoekonomik yapısı,savaş nedeniyle büyük yara almıştır.

Bilecik’teki en önemli tarih miraslarından bir tanesidir. Orhan Gazi Camii’nin üst tarafındaki tepelik alandadır. Yapılış tarihi belli olmamakla birlikte Orhan Gazi devrinde inşa edildiği kabul edilmektedir. Türbede Şeyh Edebali ile birlikte, şeyhin neslinden altı büyük ve dört küçük sanduka vardır. Sanduka odasının haricinde iki oda daha bulunmaktadır. Türbe ve dergâh, Sultan II. Abdülhamid döneminde ve son olarak da 2012 yılında tadilat görmüştür. Türbenin hemen yanında aynı tarihlerde inşa edildiği tahmin edilen, Osman Gazi’nin eşi Bala Hatun ve annesinin sandukalarının bulunduğu bir türbe daha bulunmaktadır.


 

 

 

Söğüt merkezde bulunan türbenin Çelebi Mehmet tarafından yaptırıldığına dair bazı bilgiler vardır. Türbe 1737’de III. Mustafa tarafından restore ettirilmiştir. Daha sonra II. Abdülhamid zamanında da onarım görmüştür. Bu onarımlar esnasında mezarlığın giriş kısmına iki adet çeşme yaptırılmıştır. Çeşmenin kitabesi, türbenin Abdülhamit döneminde tamir edildiğini göstermektedir. İkinci kitabe ise türbenin kapısı üzerinde yer alır. 1905 yılında türbenin etrafındaki evlerin daha iyi bir biçimde yeniden inşası için istimlâk çalışmaları da yapılmıştır.

Bu çalışmalar neticesinde, türbe çevresinde geniş bir alan oluşturularak, her yıl Karakeçililerin, Orta Asyalı göçebe kıyafetleriyle Söğüt’e gelmesi, beyitler okuyarak at üstünde geçit töreni yapması ve kutlamalar düzenlemesi sağlanmıştır.


 

 

 

Türbenin dışında ve hemen yakınında Ertuğrul Gazi’nin eşi Halime Hatun ile oğlu Savcı Bey’in mezarları bulunur. Osman Gazi’nin makam mezarı da burada yer alır. Bunların yanı sıra kardeşi Dündar Bey’in kan kardeşi Akçakoca’nın silah arkadaşları olan Konur Alp, Karamürsel, Abdurrahman Gazi, Hasan Alp, Saltuk Alp, silah öğreticisi Kaplan Çavuş, Osman Gazi’nin silah arkadaşlarından Aktimur Bey, Çoban Mirza Bey, Hamit Bey, Emir Ali, Aykut Alp, Gündüz Bey, Aydoğdu Bey, Pazarlı Bey, Yorgan Ata ve Akbıyık Bey’in mezarları da burada bulunmaktadır.

Türbe altıgen planlıdır. Beden duvarları bir sıra taş, iki sıra tuğladan ve taşlar arası dikey konumda derzli olarak yapılmış olup saçak silmeleri düz mekanı örtmekte olan kubbe, kurşunla kaplıdır. Ertuğrul Gazi Türbesi, Yunan işgalinde tahrip edilmiş, mezarı parçalanmış ve kurşunlanmıştır. Türbenin duvar ve pencerelerindeki kurşun izlerini bugün dahi görebilmeniz mümkündür.

Kent merkezinde Bilecik Valiliği’nin karşısında bulunan müze, 1794 yılında askeri amaçlı kullanılmak üzere inşa edilmiş. İki katlı binanın alt katı daha sonra hapishaneye dönüştürülmüştür. 1921-1922 Yunan işgali sırasında tamamen yanarak enkaz haline gelen yapı, Kurtuluş Savaşı sonrasında temelleri üzerine yeniden inşa edilmiş; üst katı adliye, alt katı ise hapishane olarak kullanılmıştır. Altı koğuş, dört oda, üç atölye, üç ambar, üç münferit hücre ve bir hamamdan oluşan yapının, biri hükümlülere, biri de sanıklara mahsus iki avlusu bulunmaktadır. 1995 yılına kadar hapishane olarak kullanılan bina, adliye ve hapishanenin başka bir yere taşınmasından sonra müze binası olarak kullanılmak üzere, 1996 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmiştir.


 

 

 

1997 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları 2006 yılında tamamlanmış ve bina, 20 Nisan 2007 tarihinde hizmete açılmıştır. Müzede kronolojik sergileme tekniği uygulanmış olup 3 adet teşhir salonunda, Roma Dönemi ağırlıklı olmak üzere; Paleolotik, Neolitik, Tunç, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemine tarihlenen eserler sergilenmektedir. Bilecik Müzesi’nde toplam 1102 envanterlik arkeolojik eser, 731 adet sikke ve 317 etnografik eser bulunmaktadır.

Etnografik teşhir salonlarında; Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili tasvirler, oba ve ev yaşantısından kesitler, savaş aletleri, seramik ve metalden yapılmış gündelik mutfak kapları, Bilecik yöresine ait giysiler ve süs eşyaları yer almaktadır. Ayrıca koridordaki panolarda, Bilecik’te bulunan sivil mimari örnekleri de sergilenmektedir. Müze bahçesi ve avlusunda Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen taş eserler (mezar stelleri, sütun başlıkları, lahitler ve vaftiz tekneleri) bulunmaktadır.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir