Trans Kaçkar 3 (26-29.08.2023)
Trans Kaçkar 3
Gez gez bitmez Karadeniz Yaylaları.Yaklaşık 4000’e yakın yayla olduğu söylenir.Her herhalde ömür yetmez bu yaylaları tek tek gezmeye.
Bu seneki rotam biraz popüler yaylaları içeren bir trans rotası olacak.Özellikle sosyal medyada çok ilgi gören Pokut , Çiçekli Yayla bu seneki duraklarımdan olacak tabi ki kendi bildiğim yollarla

Her zaman ki gibi giriş Ardeşen üzerinden asfalt yoldan Fırtına deresi üzerinden Pokut Yaylası yol ayrımına kadar kolay ama turist kafileleri sebebiyle ortam biraz yoğundu.Şansıma havanın güzel bir zamanına denk gelmiştim.Şenyuva taş köprüsünü geçtikten hemen sonra sola doğru dönünce başlıyor Pokut Yaylasının eziyet veren yokuşlu bozuk taşlı yolu.Pek çok turistin arabasını parçaladığı bir yol olmasına rağmen yolun turizme uygun hale getirilmiyor olması da ilginç geliyor insana.
Ardeşen’den yaklaşık 30 km sonra özellikle pandemi döneminde ki karantinada adını duyuran Kendini Koruyan Mahalle ; sadece teleferik ile ulaşımı sağlanan izole bir mahalle.Çıkış yönünde yolun sol tarafında yer alan kırmızı teleferik ile mahalleye giriş yapılabiliyor.

Kendini koruyan mahalle’den sonra zorlu yola devam ediyorum , yol gerçektende binek arabalar için sıkıntı çıkaracak şekilde kötü.Öncesinde yağan sağanak yağmur yolu iyice bozmuş işte insan bu sebepten kendini buralara iyi bir arazi aracı ile gelmek zorunda hissediyor.Bir gece önceden yağan yağmur bütün gezi planlarınızı iptal etmenize neden olabiliyor.
Yaklaşık 40 km sonra ilk önce Sal Yaylasına ardından yolun sağından aşağı inerek meşhur Pokut Yaylasına ulaşıyorum rakım Yaklaşık 1990 metre civarlarında.Yaylaya girer girmez asılan tabelalar şuraya park edilmez, burada drone uçurulmaz , şurada fotoğraf çekilmez gibi uyarılar sizi irite ediyor.Ve aslında sanal alemde insanların çok beğendiği o yerin size uygun olmadığını sadece şişirme bir yer olduğunu anlıyorsunuz.

Bende burada çok fazla vakit geçirmeden ara patika yolu kullanarak Hazindak yaylasına yöneldim.İşte asıl macera benim için burada başladı.Yol denilen patika uzun zamandır kullanılmadığı için tam offroad parkuru olmuştu.Özellikle 3-4 manevrada dönebildiğim keskin virajları iyi ki bir karavan almamışım duasıyla geçtikten sonra yolun yarısında dik bir yokuşta yorgunluktan bitap düşmüş bir sırt çantalı gezgine denk geldim ,atla dedim üst tarafa , onu da kervanıma kattıktan sonra duaları eşliğinde Hazindak yaylasına ulaştık.
Artık bazı yaylalar işlevselliğini kaybetmeye başlamış Karadeniz’de .Özellikle yaylacılığın ve hayvancılığın zahmetli geldiği günümüzde yaylalarda insan görmek zorlaşıyor.Hazindak yaylasında da sadece yaşlı bir teyze ile karşılaştım , o da şaşırdı beni gördüğüne eskiden çok dağcı çocuk gelirdi bu sene tek siz geldiniz deyince anlıyor insan durumun ne olduğunu.

Yolcumun rotası keçi yolundan Samistal yaylasına çıkmak olduğu için onu Hazindak yaylasında bıraktıktan sonra yeni açılan vadi yolundan aşağı Amlakit yaylasına doğru inmeye başladım.İlginç olan denizden uzaklaşmama rağmen rakımın yükseleceği yerde düşüyor olmasıydı.Kısaca Hazindak gibi bir zirve yayladan aşağı Palovit şelalesini oluşturan Palovit deresine doğru Palovit yaylasına doğru inişe geçmiştim.
Amlakit Yaylası en sapa yaylalardan biri olmasına rağmen diğer yaylalara göre daha kalabalıktı yada bana öyle denk gelmişti.62 km ve 2350 metre rakımdan sonra Palovit yaylasına ulaştım.Daha önce defaralarca geçtiğim için fazla oyalanmadan Horon geçitine doğru yükselmeye başladım.

Beni her defasında kendine aşık eden Horon geçitinden enfes manzarası ile Karmik vadisine doğru geldim.Uçsuz bucaksız vadiyi zirveden izlemek doyumsuz bir haz veriyor.Biraz seyrine doyduktan sonra ilk önce Trovit sonra Elevit yaylalarından Çat köyüne indim.Yolları oldukça düzgün olduğu için Palovit sonrası yol hemen geçiyor , özellikle Elevit yaylasından sonra yol beton.
Çat köyünde Cancik Pansiyonda öğle yemeğinden sonra güzergah köyün çıkışındaki köprüden sola dönerek Çiçekli yaylası istikametine gitmek.
Yukarı doğru beton yol üstünde Verçenik Yaylasına doğru giderken sola sapaktan içeri beton yolu takip ederseniz Kalei Bala , Çiçekli Yayla ve Baş Yaylanın olduğu devamında da yürüyerek giderseniz sizi Tatos Göllerine ulaştıracak olan vadiye gelirsiniz.

İlk önce fırtına vadisinin kervan yollarını koruyan kalelerden biri olan Kalei Bala’ya tırmandım.Kalenin girişine kadar arabayla ulaşabiliyorsunuz.Kale ufak bir restorasyon görmüş , surları hala ayakta ama iç odalarına dair bir şey yok tepeye hakim bir konumda olduğu için aşağıda geldiğiniz vadiyi olduğu gibi görebiliyorsunuz.

Biraz kale turundan sonra rotam bölgenin büyük yaylalarından biri olan Çiçekli Yaylası , aslında yaylalıktan çıkmış mahalle olmuş diyebilirim.Buradan bir önceki yıl trekking için yürüdüğüm Başyaylaya çıktım ama sis çöktüğü için hemen geri dönüp Çiçekli yaylanın tepesinde yer alan 2400 rakımlı Köylük Sırtı denilen açık alana ulaştım.Köylük sırtı Çiçekli Yaylanın tepesinde yer alan oldukça geniş bir çayırlık , konumu her yöne hakim bir tepe olduğu için manzarası süper.

Yayla sakinleri gelen ziyaretçiler için buraya su ve wc yapmışlar , keşke gelenlerde temiz kullansalar.Bu bölgeye turlar sefer düzenliyor aynı anda onlarca tur minibüsünü burada görmek mümkün.Tabi etraf çöplük işin komiği buraya tur düzenleyenlerin buraları kirletmesi enteresan geliyor insana.
Yayla sakinleri gece Köylük düzünde ateş yakılmaması konusunda hassas davranıyorlar ve müsaade etmiyorlar.Akşama kaldığım için geceyi burada geçirmeye karar veriyorum.Araç üstü çadırımı açıp kamp pozisyonu aldıktan sonra güzel bir uyku için dinlenmeye çekiliyorum.Ama ne mümkün gece oraya gelen piknikçiler üşüdükleri için wc olarak yapılan binanın ahşap çatısını sökmek ve ateş yakmak için arabayı park ettiğim yere geldiler.Her ne kadar kırmaya çalıştıkları çatı sağlam çıksada böyle bir işe kalkışmaları insanı üzüyor.Helede bunları yapanların o bölgenin insanı olduklarını bilmek iyice üzüyor.
Sabah piknikçiler uyanmadan kalkıp güneşin doğuşunu izleyip oradan ayrıldım kahvaltımı daha sakin bir yerde yapmak istedim.Kalei Bala’dan aşağı inip tekrar Verçenik yoluna sola dönüp bir süre ilerledikten sonra yolun betonlama yüzünden kapalı olduğunu görünce şok oldum.Herhangi bir uyarı yapılmamıştı ve ben onca yolu boşuna tırmanmış oldum , hedefim bu güzergahtan Tahpur Yaylasına çıkmaktı.
Mecburen geldiğim yolu Çat köyüne doğru inmek zorunda kaldım , Fırtına deresi kenarında güzel bir kahvaltı yapayım dedim ama temiz bir yer bulmak ne mümkün.Bir arabanın zor gireceği alanlar bile pislik içindeydi.Kısaca Fırtına vadisini B..ok götürüyordu.Bir şehir çöplüğü misali ne ararsanız vardı dere kenarında.Bari en az kirlenmişine denk geleyim diye aranıp bir yer bulduktan sonra sabah kahvaltımı yapmak için molamı verdim.
Bir durum değerlendirmesinden sonra Tahpur’a alternatif güzergah belirledim , Gito Yaylasına çıkıp oradan Zargistal üzerinden arka tarafından Baltaş geçitinden Tahpur Yaylasına inmeye çalışacaktım.
Mecbur Gito yaylası sapağına kadar geri indim sapaktan yukarı ilk önce Gito Yaylasına çıktım , şansıma hava yine güllük gülistanlıktı.
Gito Yaylasını geçtikten sonra güzergah üstünde olmayan Cocon ve Ambarlı Yaylalarını görmek için biraz rota dışına çıkmak zorunda kaldım.Hazır oralara kadar çıkmışken bu yaylaları görmeden olmazdı.Ambarlı yaylası en beğendiğim yaylalardan biri oldu , tam Tahpur dağının arka tarafına denk geliyordu yürüyüş ile Tahpur’a gitmek mümkün diye düşündüm umarım birgün onu da yaparım.

Cocon Yaylasından tekrar ana rotaya geri bağlandığımda Zargistal Yaylasına doğru yöneldim.Oradan sola doğru Tahpur’a giden patikaya girdim ama öncesinde yağan aşırı yağmurdan dolayı yolun bazı kısımlarının uçmuş olduğunu gördüm gidiş tek yöndü ve tek araç tek kişi o yolun riskine girmeye değmezdi.Arabanın en ufak kayışında kendimi yüzlerce metre yüksekten aşağıda ki vadiye inmiş bulurdum binlerce parçaya bölünerek.
Mecburen yine alternatif bir rota ile kendimi Baltaş Geçitine doğru atmaya çalışıyordum ama hangi yola girsem heyelandan dolayı bu yol kapalı levhalarına ulaşıyordum.En son bir orman içinde bir köylüye yol sorduğumda valla yol açık mı bende bilmiyorum bu yol dediğin yere gider mi onu hiç bilmiyorum deyince dağlık bir alanda orman içine dalıverdim.Bir süre hiç araç geçmemiş bir yoldan ilerledikten sonra dağdan kopup gelen bir kayalar kütlesine denk geldim normalde geçiş yoktu ama benimde onca yolu geri dönmeye niyetim yoktu.Aracımı full arazi moduna alıp bütün diferansiyel kilitlerini açıp low modunda kayalardan hoplaya zıplaya geçmeye başladım.Biraz patinaj biraz debelenme ile karşıya geçtim ama akıllı bir iş mi yaptım hayır .
Karşı tarafta orman içi bir yol bulup kendime oradan ilerlemeye başladım en son kendimi bir HES barajının debi yaptığı en yüksek noktasında buldum.Bir dağın tepesinde HES barajının en yüksek boru hattının olduğu noktadaydım.İyide buradan nasıl inecektim.
Ardeşen topraklarından girmiştim ama Çayeli topraklarında kendime çıkış arıyordum.Kendime dozerin açmış olduğunu bir alan buldum ve buradan ağır ağır aşağıya doğru inmeye başladım.Bir süre dozer yolundan indikten sonra bir köy yoluna bağlanıp Çataldere taraflarına atıverdim kendimi.
İnadım inat idi bu sefer buradan İncesu yaylasına rota çizip Baltaş geçitine tırmanmaya karar verdim.İncesu yaylasına ulaşınca bir yerde Baltaş Geçiti levhasını gördüm evet artık doğru yola ulaşmıştım .5 km’lik rota ile ulaşacağım yere 223 km olmuş hala ulaşamamıştım.
Baltaş geçitine yaklaştıkça çoğrafya tanıdık gelmeye başlamıştı ve sonunda geçiti gösteren Egnacor Baltaş ayrımına gelmiştim.Daha önceden de geçtiğim geçit ilk geçişimde efsane ürkütücü gelmişti ama şimdi Yeşil Yol projesi sebebiyle her yer havaalanı gibi açılmış genişletilmişti.

Geçitte biraz manzara izleyip Verçenik zirvesini sağıma alıp Tahpur Yaylasına doğru ilerlemeye başladım.Yol tek araçlık idi umarım karşıdan kimse gelmez diye dua ederek yaylaya kadar ulaştım.Yolun sol tarafı dağ sağ tarafı derin bir sırt idi yani düşmeniz halinde sizi bulmak için kimse zahmete girmezdi.Bir taşa adınızı yazıp orayı size mezar yaparlardı.
Tahpur Yaylası vardığımda boştu.Sadece hayvanları olan 1-2 aile kalmıştı birde yeni inşaat yapan birileri.Kalmadım yaylada çünkü kalınacak bir durumu yoktu.
Yine geldiğim yoldan Baltaş Geçiti üzerinden Egnacor yaylasına geçiş yaptım.Yayladan tırmanarak zamanında bizi hayrete düşüren Optisyen taşları üzerinden Çağırankaya Yaylasına doğru inişe geçtim.
Optisyen taşları lav püskürmesi sonucu oluşan içinde altın barındıran bir jeolojik yapı.O bölgede milyonlarca var sahibine uğur ve pozitif enerji verdiği söylenir.
Çağırankaya Yaylası sanki bir şehir yüzlerce ev onlarca sokağı var .Yaylasında da yüzlerce araç binlerce insan .Hava kararmaya başladığı için burada kamp kurmaya karar verdim.Zaten hava kararınca yaylada kimse kalmadı herkes bir anda kayboldu.Issız bir çayırlıkta tek başımaydım.En sevdiğim model

Sabah yine bulut denizi ve tepelerden güneşin doğuşu , efsanevi manzaralar . Yayla henüz uykusundan uyanmadan kahvaltımı yapıp Handüzü Yaylası üzerinden Güneysu ilçesine indim.
Yol Handüzü’den sonra yine beton asfalt denize yaklaştıkça çay bahçelerinin arasından iniş yapıyorsunuz.Bir zirvenin üstüne konmuş Kıble Dağı Hacı Hafız Yusuf Yılmaz Caminin altından Güneysu ilçesine indiğimde kilometre sayacım 277 km yi gösteriyordu.

Sahile Çayeline inip Ardeşen’ e varınca 326 km’lik bir maceraya imza atmış oldum.Tam anlamı ile Trans Kaçkar yapmıştım 3 ilçenin yaylalarından geçip başladığım noktaya geri gelmiştim.
İşin özünde Karadeniz yaylaları her yıl daha fazla deformasyona uğruyor ve aşırı kirletiliyor.Siz siz olun bir an önce gezip görmeye çalışın inanın ki bir sonraki yıl aynı güzelliği maalesef bulamıyorsunuz.





















































































































































































